ARAŞTIRMA: ALIŞVERİŞ MERKEZİNE GİTMEK SAĞLIĞA ZARARLI MI? - FOCUS Profesyonel
Focus

Blog

ARAŞTIRMA: ALIŞVERİŞ MERKEZİNE GİTMEK SAĞLIĞA ZARARLI MI?

ARAŞTIRMA: ALIŞVERİŞ MERKEZİNE GİTMEK SAĞLIĞA ZARARLI MI?

01.06.2018 02:15 pm

Bazı insanlar tutkundur, bazıları sadece takılıp vakit geçirmek için gider, bazıları ise nefret eder. Sözünü ettiğimiz konu doğal olarak alışveriş merkezine gitmek.

İnsanlık tarihi boyunca pazaryerleri insanları alışveriş ve ticaret yapmak ve sosyalleşmek için bir araya getirmiştir. Modern alışveriş merkezleri, geleneksel pazaryerlerinden çok farklıdır, fakat çok sayıda insanı ortak temas yüzeyleri ortamında bir araya getirme özellikleri benzerdir. Bunun sonucunda, alışveriş merkezleri, bulaşıcı hastalıkların aktarıldığı ve yayıldığı noktalar olmaktadır. En “mikroplu” yeri doğal olarak tuvaletlerdir, fakat alışveriş merkezinde dolaşırken başka hangi “tehlike tuzakları” ile karşılaşabiliriz?

Restoran katı

Her alışveriş merkezinde müşterilerin yemek satış noktalarından tepsiyle yemek aldığı ve merkezi bir oturma alanına götürdüğü bir alan bulunmaktadır. Yemek alanı yoğun saatlerde çok işlektir, çok sayıda müşteri gelip gider, çalışanlar bir sonraki müşteri oturmadan önce masaları temizlemek için çaba gösterir. Böylesine yoğun bir ortamda temizlikten biraz ödün vermek cazip gelebilir, müşteriler de tuvaletlerden mikrop kapmamak için ellerini yıkamama eğilimindedir. Yapılan araştırmalarda, hem tepsilerin hem de masaların çok kirli oldukları, fakat zararlı patojenlerin ender olarak bulunduğu saptanmıştır. Yine de çöp kutularının kapaklarından tepsilere kir bulaşmasının mümkün olduğu gözlenmiştir. Masaları ve tepsileri çabucak silmek için kullanılan bezlerin kirleri temizlemek yerine yaymakta daha etkin olduğu kanıtlanmıştır (D'Souza ve arkadaşları, 2015; Dingsdag ve Coleman, 2013). Bunun sonucunda, patojenlerin yayılması riski bulunmaktadır, fakat müşterilerin ellerinde taşınan mikroplar olasılıkla daha ciddi bir sorundur.

Yürüyen merdiven tırabzanları

Yürüyen merdivenler, işlevlerinden ötürü zararlı mikroplar bulaştırma riskinin ötesinde tehlikeler taşımaktadır. Bir milyon kullanıcı başına sadece 0.8 kaza düştüğü halde (Chia ve arkadaşları, 2006), binlerce insanda yürüyen merdiven korkusu bulunmaktadır. Bu kazaların bazıları kuşkusuz mikrop kapmaktan korkarak için tırabzanları tutmama adetinin sonucudur. Bu konuda geniş kapsamlı bir araştırma yapılmamıştır, yine de tırabzanlardaki mikro floranın az sayıda olduğu, fakat kirlenmenin yoğun olduğu noktalarda 100.000 cfu’dan fazla olabildiği bilinmektedir. Yine de tırabzanların halk sağlığı açısından küçük bir sorun olduğu ve alışveriş merkezlerinde yürüyen merdiven kullanırken tutunmak gerektiği sonucuna varılmıştır.

Bankamatikler

Bankamatikler çok sık dokunulan yüzeyler oldukları için çapraz bulaşmaya yol açabilir. Araştırmalar, bankamatiklerde Escherichia coli ve Staphylococcus bulunabildiğini, fakat vaka sayılarının ve düzeylerinin düşük olduğunu göstermektedir (Zhang ve arkadaşları, 2012).  Bu durumun kredi kartı okuma aletleri için de geçerli olup olmadığı henüz araştırılmamıştır. Kanıtlar, bankamatikten mikrop kapma riskinin bulunduğunu, fakat düşük bir olasılık olduğunu göstermektedir.

Kozmetik tezgahları, oyuncakçılar, elektronik eşya mağazaları

Bazı yorumcular, alışveriş merkezlerindeki başlıca tehlikenin kozmetik tezgahları ve oyuncak bölümleri bulunan mağazalar olduğu kanısındadır.  Rujların ve rimellerin içerdiği patojenler, doğrudan dudaklara ve gözlere uygulandıklarında kolayca enfeksiyona yol açabilirler. Alışveriş merkezlerinde kozmetik tezgahlarında ne oranda patojen bulunduğu henüz bilinmemektedir. Yine de bulaşıcı gözkapağı iltihabını ve/veya herpes enfeksiyonunu önlemek için en iyi yöntem, tek kullanımlık numuneleri denemek veya hiç denememektir.

Oyuncakçılarla bağlantılı mikrobiyolojik tehlikeler belirgindir, fakat olasılıkla diğer oyun gruplarına benzerdir (Martinez-Bastidas ve arkadaşları, 2014). Müşterilerin en son model telefonları, tabletleri ve dokunmatik ekranları denedikleri elektronik mağazalarında da risk bulunmaktadır. Bu konuda yeterli bilgi yoktur, fakat kısa bir süre önce yapılan bir araştırmada dokunmatik ekranlarda metisiline karşı dirençli Staphylococcus aureus dahil bir dizi patojen bulunabildiği saptanmıştır (Gerba ve arkadaşları, 2016). Bu cihazlar kısa süre denendiği ve sık sık temizlendiği için perakende satış ortamındaki riskin düşük olduğu varsayılabilir.

Konfeksiyon mağazaları

Mikrobiyolojik açıdan en güvenli etkinliğin konfeksiyon alışverişi olduğu kabul edilmektedir. Prova odalarına ilişkin endişeler vardır, fakat Dr. Tierno’nun yaptığı bir araştırmada prova odalarının kıyafetlere kıyasla en az riskli unsur olduğu saptanmıştır. Müşterilerin kıyafetleri denemesi normaldir. Bu nedenle askıdan bir kıyafet aldığınızda sizden önce birkaç kişi denemiş olabilir. Dr. Tierno’nun saptadığına göre en kirli kıyafetler, iç çamaşırları ve mayolardır, geniş bir yelpazede enterik bakteriler ve komensal mikroplar içermektedir. Bu nedenle bu tür kıyafetleri denemeseniz bile dokunduğunuz zaman kir aktarabilir veya alabilir.

Alışverişe gitmek

Yaptığımız incelemede genel bir alışveriş sırasında ellere ne tür kirler bulaşabileceğini saptamayı amaçladık. Denekler çeşitli mağazalara girdiler ve her birinden çıktıktan sonra parmaklarını agar tabaklarına bastırdılar. Sonra tabaklar inkübasyon yapıldı ve incelendi, sonuçlar ekte sunulan video klipte gösterilmiştir – en hafif deyimle birkaç sürprizle karşılaşıldı.

Öyle ise alışveriş yaparken el temizliğine önem vermeli miyiz?

Kanıtlar incelendiğinde, alışveriş merkezine gitmenin zararlı mikroplarla dolu bir petri kabının çevresinde yürüme sayılmaması gerektiğini göstermektedir. Yine de en büyük risk, restoran katında oturup yemek yerken ortaya çıkmaktadır, çünkü Uri Geller üzerinde çalışmış gibi kolayca bükülen plastik çatal-kaşıklar yerine elle yeme eğilimi vardır (Uri Geller’in kim olduğunu bilmeyen gençler Google’dan bakabilir).  Bu nedenle, oturup sevdiğiniz yemeği yemeden önce ellerinizi yıkamanız ve kazayla yere düşürdüğünüz kamışı alıp kullanmamanız tavsiye edilir.

 

 Keith Warriner,  19 Nisan 2016